İnsanlar vardır kanaatkârdır. Bulduğuna şükreder ve bulduğuyla yetinir. Dünya malıyla fazlaca haşır neşir olmaz.
Bazıları da aç gözlüdür. Gözleri doymak bilmez. Ayı verseniz güneşi de ister. Buların gözünü doyurmak zordur. Bunlar için atalarımız, “ Gözünü toprak doyursun” tabirini kullanmıştır. Bunlar zoru görünceye kadar pes etmez ha bire bir şeyler ister.
Bunlardan birisi olan Şair Ebu Dellame, Abbasi hükümdarı Halife Mehdi’ye bir kaside takdim eder. Halife kasideyi pek beğenir:
- Sana bu kasiden için ne caize vereyim?
- Efendimiz bendeniz bir av köpeği isterim.
- Bu kadar güzel bir kasidenin caizesi bir av köpeği olur mu?
- Efendim kulunuz böyle istiyor.
Halife Mehdi işe şaşar, ama şairi de kırmak istemez:
- Peki, istediğin gibi sana bir av köpeği versinler.
- Fakat Efendim bendeniz ava ne ile gideceğim?
- Hakkın var bir de at versinler.
- Ata nasıl bineceğim?
- Doğru, güzel bir eğer takımı da versinler.
- Efendimiz ata kim bakacak?
- Haklısın, bir de köle versinler.
- Ama Efendim ben atı nerede barındıracağım?
- Bir de ahır versinler.
- Köleyi nerede yatırayım?
- Bir ev versinler.
- Bu kadar halkı ne ile doyuracağım?
- Bin altın da harçlık versinler.
- Efendim.
Halife Mehdi şairin sözünü kesmiş:
Eğer masrafı idare etmeye bir kethüda, hesapları tutmaya bir katip istersen
köpeği geri alırım ha!..
1300 yıl önce yaşanan bu olay, son günlerde cumhurbaşkanı adaylarından bir şeyler isteyen siyasileri hatırlatıyor mu?
Kalın sağlıcakla.


